20 Mayıs 2013 Pazartesi

İstanbul'da silüet mi kaldı? - Hakan Çelik - 16 Eylül 2011


Şimdi düşünün: Paris’in sembollerinden olan Notre Dame Katedrali’nin arka tarafına bir gökdelen dikilebilir mi?.. Cevap açık. Dikilemeyeceği gibi kimse böyle bir fikirle çıkmaz bile. Dünyanın koruma altındaki hiçbir şehrinde garip binalar ve alışveriş merkezleri dikip “Ben yaptım, oldu” diyemezsiniz. Radikal Gazetesi’nin, İstanbul’un silüetini değiştiren binalarla ilgili haberini okudunuz mu? Zeytinburnu’na dikilmekte olan gökdelenler, şehrin tarihi yarımadasında, Sultanahmet Camii’nin tepesinde hayalet gibi yükseliyor. Durum tam bir İstanbul klasiği! Atı alan Üsküdar’ı geçmiş; haber gazetelerde çıkınca yetkililer “Durumdan biz de memnun değiliz” demiş.

İstanbul’da bunun o kadar çok örneği var ki, şehrin büyük bölümü rant talanına teslim. Olup bitenleri kimsenin ruhu bile duymuyor. Ancak çok dikkati çeken bir şey olur da sivil toplum örgütleri ayağa kalkarsa ya da gazeteler bir şeyler yazmaya başlarsa fark ediliyor. Zeytinburnu’ndaki binaların durumu böyle. İddialara göre Koruma Kurulu “inşaatların tarihi yarımadanın görüntüsünü bozacağı” uyarısını yapmış. Ancak İstanbul Belediyesi, Koruma Kurulu’na sormadan yola devam etmiş. Ardından Kültür ve Turizm Bakanlığı devreye girmiş ve inşaatların durdurulmasını istemiş ama bakanlık da projeleri durdurmayı başaramamış. Projenin gücüne bakar mısınız?

Bakanlık durduramıyor ve İstanbul Belediyesi sadece seyrediyor. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın açıklamasına çok şaşırdım. Topbaş, inşaatların İstanbul’un silüetini değiştirebileceğini öngöremediklerini itiraf etmiş. İyi ama Sayın Topbaş, nasıl olur? Siz, Dünya Belediyeler Birliği gibi önemli bir kurumun başkanlığına seçilmiş, mimarlık eğitimi almış bir belediye başkanısınız. Sözünü ettiğimiz proje basit bir kulübe inşaatı değil ki. Adamlar koskoca üç gökdelen dikiyor oraya.

Sizin göreviniz böylesine devasa projelerin sonuçlarını öngörmek değil mi? Milyonlarca İstanbullu sizi bunun için seçti. İstanbul’da Gökkafes ve Park Otel gibi vahim örnekler ortada dururken nasıl benzer bir hatayı tekrarlayabiliyoruz? Her şey rant mıdır? 7 bin yıllık tarihi olan böyle muazzam bir şehre böyle müdahalelerde bulunma hakkını nereden alıyoruz? İstanbul’un, mimari dokusuyla bir eşi daha bulunmayan İstiklal Caddesi’nde alışveriş merkezinin tepesine kaçak kat çıkılıyor, Moda sahiline Haydarpaşa Garı’nın görünümünü bozan otel dikiliyor ve belediyeler görmüyor...

İstanbul’un kuzeyindeki ormanlar yok ediliyor, kimse oralı olmuyor... Habertürk Gazetesi geçen gün sürmanşetten duyurdu: İstanbul’un kuzeyinde, şehrin akciğeri olarak bilinen bölgede yapılacak projeler 700 bin kişilik yeni bir şehir yaratacak. İstanbul’u yönetenlere son sözüm şudur: Türkiye’nin herhangi bir şehrinde parayı bastırıp Dubai gibi bir yer yaratabilirsiniz ama başka İstanbul yok ve maalesef bu büyülü şehirden geriye pek bir şey bırakmadınız.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder