20 Mayıs 2013 Pazartesi

İstanbul'un siluetinin gizli katili: Mossad - İbrahim Paşalı - 22 Ocak 2011


"Dünyada silueti olan tek şehir", eşsiz siluetinin/gölgesinin izini sürecek kadar bile entelektüel bir merak, meraklı entelektüeller doğuramıyorsa, eldeki imkânları değerlendirmek zorundayız.

"Zatıma mir'at (ayna) edindim zatını,
Bile yazdım adım ile adını"
Süleyman Çelebi, Mevlid-i Şerif

Siyaset, berber aynasına benzer. Tıraştan sonra enseye tutulan, elde tek başına pek bir işe yaramayan bir ayna... Mahir berber maharetini onunla gösterir, dosta düşmana. Siyaset aynasının göremediklerimizi bize gösterebilmesi için, adına tarih denen, daha büyük aynaya bakması zarurettir. Tarihsiz memleket, aynasız berbere benzer. Tarih, çıkarılması gereken ders değildir; akıldır. Muhafaza edilmesi gereken...

Berberlerde veya gazetelerde memleketin dertlerine duyarlılık gösteren eşraf, sadece siyaset aynasıyla İstanbul'un siluetine baktığı için olsa gerek, asıl mes'eleyi göremez, asıl soruyu soramaz: İstanbul'un silueti neyin yansımasıdır?

Bir siluetten (gölge) bahsediliyorsa, o gölgenin aslını konuşmamak olmaz.

O ki ortada tartışma konusu bir 'siluet' var; o halde bu gölgenin neyin yansıması olduğunu soralım. Soru sormak, aklın zekâtıdır.

O ki ortada sahipsiz kalmış bir 'siluet' var; o halde İstanbul'un siluetini takip ederek İstanbul'un aslına ulaşmak, gölgenin sahibini bulmak imkânı da ortadadır.

"Dünyada silueti olan tek şehir", eşsiz siluetinin/gölgesinin izini sürecek kadar bile entelektüel bir merak, meraklı entelektüeller doğuramıyorsa, eldeki imkânları değerlendirmek zorundayız. Bize ilk soruyu seslendirecek aylak bir turist merakı da yeter: Konstantinopolis nasıl İstanbul oldu? Değişen sadece bir isimler miydi...

'Müteahhit hesabı'yla 'sanatçı duruşu' arasında hapsolmayalım. 'Özügürce' düşünelim, özgürlük kelimesinin hakkını verelim; ve tam manasıyla özümüzü gürleştirelim:

İstanbul, Selçuklu-Osmanlı aklının eseri olan bir fikirdir. İstanbul şehri, kadim efkârımızın üç boyutlu halidir. Fikir; tertip etmek, şeyler arasında rabıta/irtibat kurarak düzene sokmak demektir. Sultan İkinci Mehmed, Ali Kuşçu başkanlığında hazırlattığı "Muhakemat Projesi" ile bu topraklarda neş'et etmiş insanlığın birikimini, birbiriyle irtibatlandırarak yeni bir düzene sokmuş, Konstantinopolis'in temsil ettiği birikime Müslümanların birikimini ekleyerek yeni ve özgün bir şehir inşa ettirmiştir. O 'siluet' tesadüfün eseri değildir; bize has efkârın (fikirlerin) yansımasıdır. Konstantinopolis, İstanbul'un sadece bir parçasıdır; malzemelerinden sadece biridir.

Selimiye Camii, arsa bulunamadığı için değil, o siluette yer bulunamadığı için Edirne'ye yapılmıştır.

Süleymaniye Camiinin Haliç'e bakan iki minaresi, malzeme bittiği için değil, işte bu yüzden, diğerlerinden kısadır.

Mes'ele isimler arasında değil, kavramlar arasındadır. İstanbul hakkında tafsilatlı gezi kitapları yazabilecek kadar malumat sahibi olan entelektüel zevatımız, İstanbul kelimesinin de Konstantinopolis gibi Rumcadan geldiğini ispat etmekle meşgul oladursun, semantik ilminin sınırlarının dışında metruk duran İstanbul'un anlamı Kudüs'e, Mekke'ye ve Medine'ye dayanmaktadır. O siluette Mekke, Medine ve Kudüs'ü göremeyenlerin sloganlardan başka gidecek bir yeri yoktur. Silueti gibi ortada kalmış bu hakikat, ne yazık ki ya sloganlarda kendisine yer bulabilmekte ya da slogan sanılmaktadır.

Mossad'a gösterilen ilgiden, İstanbul'a artakalan sadece birkaç martı ve birkaç şiirdir. Hissiyat hassasiyet doğuramamaktadır. Bizi tarumar eden duygulardan, bize çeki düzen verecek güçlü fikirler doğmamaktadır. Bir Mossad ajanının itirafları gibi propaganda kitaplarıyla, "Ortadoğu uzmanı" (!) kişilerin verdiği ansiklopedik bilgilerle günlerimiz meşgul edilmektedir.

İstanbul'un siluetinin tarihini bilmeyen İstanbul uzmanları, buradadır...

Efsane haber alma teşkilatı Mossad'ın bir 'medya efsanesi' olduğunu göremeyen Ortadoğu ve medya uzmanları da buradadır...

Esir İsrail askerini, İstanbul'un bir ilçesi kadar olan Gazze'de beş yılda bulamayan Mossad'ın gerçek bir 'medya efsanesi' olduğunu göremeyen, bu fiyaskoyu sorgulamayan uzmanlar buradadır...

'Burada' olmayan: İstanbul'u vareden efkârdır; hem geniş hem derin düşünenlerin efkârı...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder