27 Mayıs 2013 Pazartesi

Sıra 'üniformasız' darbecilerde - Tamer Korkmaz - 24 Mayıs 2013


28 Şubat İddianamesi mi, Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesi'ne sunuldu: 103 sanık için ağırlaştırılmış müebbet isteniyor. İsmail Hakkı Karadayı bir, Çevik Bir de iki numaralı sanık durumunda...

Şimdilik tek sivil sanık, YÖK'ün eski başkanı 'Bir nevi sivil paşası!' Kemal Gürüz…

Zat-ı şahanenin 'Ben Amerikancıyım, Amerikan emperyalizmi palavradır. Dünya barışını sadece ABD sağlayabilir' dediğini hatırlıyoruz. (18. 1. 2009)

Ki, 'aydınlatıcı' bir itiraftı.

***

Peki, 28 Şubat Soruşturması sadece askerlerden mi ibaret kalacak?

Savcılığın, darbenin sivil kanadı için de harekete geçtiğine, soruşturmaya başladığına dair haberler bu sorunun cevabını veriyor.

Böylesine hayati bir soruşturmanın yalnızca generallerle sınırlı kalması vahim bir yanlış olurdu.

Yani?

28 Şubat Soruşturmasının…

İş adamlarına ve siyasetçilere doğru genişlemesi, Medya ile Yargı ayaklarına da uzanması bekleniyor.

Generallerin de emir aldığı, bağlı olduğu 'derin çekirdek kadro' 28 Şubat'ın lokomotifidir.

Gizli Devlet'in/Derin Devlet'in orijinal adı 'Üst Yapı' idi.

'Bir Numarası' bir Amerikalıydı.

Çekirdek kadrosunda meşhur işadamları vardı!

Ordu'yu kurumsal olarak 'Genelkurmay İkinci Başkanı' temsil ediyordu.

'28 Şubat sürecinde, Genelkurmay 2. Başkanı Çevik Bir neden ön planda idi?' sorusunun cevabı işte burada saklıdır.

21 Şubat 1997'de ABD'de dönemin CIA Başkanı George Tenet ile gizlice görüşen, 28 Şubat'ın öncesi ve sonrasında İsrail'i suyolu yapan…

Tutuklanmadan kısa süre önce İsrail'e sığınmak isteyen de Çevik Bir'dir.

Çevik Bir ve İlhan Kılıç, CIA Başkanı Tenet ile görüştüğünde Rahmi Koç'un ABD'de bulunması asla tesadüf değildir!

O dönemde, Genelkurmay medyadan yargıya kadar geniş bir yelpazede 'brifingler' vermişti.

3 Aralık 1997'de Genelkurmay'a gidip brifing verense TÜSİAD yönetimi idi!

28 Şubat öncesinde Çevik Bir'e dört saat süre ile brifing veren mi, Bedrettin Dalan'dır!

O brifingi, 2004'te Levent Ersöz'e anlatmıştır.

Dalan, 'Üst Yapı' üyesiydi!

***

Bütün bunlardan sonra…

'28 Şubat soruşturmasının genişlemesini doğru bulmuyorum' diye konuşan (23. 4. 2012, Yeni Şafak) işadamının kim olduğunu hele bir hatırlayalım:

'Yaşlı Kurt' İshak Alaton'du!

Soruşturma başladıktan sonra kendisini 'güya darbe karşıtı' imiş gibi göstermesi, 'TÜSİAD'dan soyutlamaya çalışması' gözbağcılıktır.

Trajikomiktir!

Son dönemde hakkında iki 'parlatma' kitabının yazılması da manidardır.

***

Genelde Türkiye'deki darbeler tartışıldığında özelde ise 28 Şubat masaya yatırıldığında…

Sadece askeri vesayetten bahsedenler var.

Bu cephedekilerin, 'generallerin de üzerindeki' derin işadamlarından…

O çekirdek kadronun vesayetinden bir türlü söz etmemesi yeterince ilginçtir!

Dahası…

İçimizdeki ABD ve İsrail Muhipleri…

O meşhur işadamlarını 'örnek insan' ilan ediyorlar; gazetelerinde, televizyonlarında yere göğe sığdıramıyorlar!

***

28 Şubat sürecinde 'Apoletli Medya' vardı.

Darbeye resmen çanak tuttu.

'Yardım ve yataklık' yaptı.

28 Şubat Soruşturması başladıktan sonra…

Yine içimizdeki bazıları çıktı, özellikle Aydın Doğan'ı 'koruma ve kollamaya' aldı…

Hatta 'Aydın Doğan 28 Şubat'ta direnmiştir' diyenleri, böylesi bir kuyruklu yalanı pazarlayanları gördük!

***

Aydın Doğan, 28 Şubat Medyası'nın en öndeki aktörüdür.

Medyası 'Topyekûn Savaş' açtığında, kendisi de oradaydı!

O 'tank gibi' manşetleri sekiz sütuna yaşadık!

***

Dikkat buyurunuz...

Doğan'ı kollamaya çabalayanlar, aynı zamanda Yaşlı Kurt'u da parlatmaya, aklamaya çalışıyorlar…

'Hesap' aynı kapıya çıkıyor!

***

Hey gidi hey…

MİT Krizi'nden sonra '28 Şubat yargılanamaz' diye babalananlar vardı, değil mi?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder