22 Mayıs 2013 Çarşamba

Yitik Bir Nesil” ve Kaybolan Yıllarımız… 18 Nisan 2013

Kaynağı görmek için tıklayınız: http://kelamihal.wordpress.com/2013/04/18/yitik-nesil-ve-kaybolan-yillarimiz/

Gençliğimizde aldığımız yoğun eğitimlerle, bize “öğretileni” tek hakikat zannediyorduk. O genç çağımızın saflığı ve samimiyetiyle, hiç sorgulamadan “öğrendiklerimiz”,; alacağımız her tavrın ve atacağımız her adımın belirleyicisi olmuştu. Bir de “Sokaklara” çekilmiştik ki, gel de doğruyu-yanlışı görüp analiz edecek zamanın olsun!
 Ülkesine aşk derecesinde sevgiyle bağlı ve O’nu ölüm pahasına savunacak kadar fedakarlıklar yaparken, bir “Düdük” çaldı ki, şaşkındık!

O “Düdük”; bu ülkenin gerçek “Sahibi” ve bizi iğfale uğratan müesses nizamın Silahlı Muhafız Gücünün düdüğüydü.!

İşin vahametini çok önceden haber almış Sol Örgütlerin beyin takımları çoktan Kapıkule’yi terk etmişken; Sağcısı-Solcusuyla biz saf Anadolu çocukları, armut gibi toplanıp, bir meçhule yolculuğa başlamıştık bile. Devleti “Baba” görme hatasına düşen Ülkücü camianın beyin takımı sayılacak olanca yönetici kadrosuyla beraber hem de…

İlk ayılmalarımız işkencehanelerde verilen “Elektrikle” oldu ama, artık bir dönülmez yolda olduğumuzun da farkındaydık. Görülen işkence seanslarından sonra, tıkıldığımız içi lağım dolu ve karanlık “Dinlenme Salonlarında” öğrendik birbirimizin yaralarını sarmayı. Artık ne Ülkücüydük, ne Devrimci; sadece aynı merkezden icra edilen aynı zulmün mağduru ve sadece İNSANDIK! Sokakları, mahalleleri, semtleri ve şehirleri; hatta koca ülkeyi paylaşamayıp birbirimizi kırdığımız bu kader arkadaşlarımızla, daha sonraki yıllar boyunca iki buçuk metrelik hücrelerimizi dahi paylaşacaktık…

Ülkeyi Askeri Yönetimin Kontrolüne devretmek isteyen gücün, içimizden devşirdiği uşakları eliyle uyguladığı, bir büyük projenin kurbanlarıydık artık! Cuntaya darbe yapması için zemin hazırlama gayretleri içinde, ne kadar “faili meçhul” olayın suç dosyası varsa, her birine uygun bir “fail” bulunmalıydı ki, ellerinde bolca “materyal” olan bizler vardık tabi. Zaman zaman ölümlerle de sonuçlanan bu işkence seanslarıyla, her “faili meçhul” dosyaya bir “fail” olarak, “suçlarımızı itiraf” ve dosyayı “kabul” etmek zorunda kaldık.

Artık yıllarca sürecek “Tiyatro Mahkemeler”, koğuşlar ve hücreler devri başlamıştı ki, çok derinlemesine muhasebe yapma şansını da böylece bulur olmuştuk. Bol bol zihin jimnastikleri, keşkelerle dolu ilişki biçimleri; “tabi yaa”larla varılan kanaatler ve daha neler neler… Hem Devrimci arkadaşlarımızın, hem de Ülküdaşlarımızın yaşadıkları acı tecrübeler, ilişkilerde tespit edilen ortak “karanlık kişiler” ve düşülen tuzakların dayanılmaz ıstırabı ile varılan ortak kanılar…

Mesela bir kesit: Özbekistan’lı, Türkçü ve Turancı “Büyüğümüz” Ruzi Nazar.!!

Aa,  Başbuğ’umuzun gençliğinden beri “Dava ve Yol Arkadaşı” olan bu büyüğümüz, aynı zamanda da ABD vatandaşıymış! Uğur Mumcu’nun o yıllarda yazılarında yer verdiği bilgileri,” iftira atıyor Moskof uşağı.!” diye hiç ciddiye almıyorduk tabi.! Yine Mumcu’nun yazılarında adı geçen bir başka Özbek asıllı-Türkçü- Enver Altaylı, arkadaşı Ruzi Nazar’la  ilgili hatıratını yazıncaya kadar da fazla detay bilmiyorduk.(Doğan Kitap’tan “Ruzi Nazar: CIA’nin Türk Casusu” )

Ruzi Nazar bir Özbek delikanlı olarak Komünist Partisi gençlik örgütünde çalışıp ardından Kızıl Ordu saflarında Alman ordusuna karşı savaşmış. Bir aşamadan sonra saf değiştirmiş ve gönüllü olarak Alman ordusuna katılmış ve bu sefer subay rütbesiyle Kızıl Ordu’ya karşı savaşmış. Savaş bittikten sonra Almanya’da kalıp orada evlenmiş. Ardından ABD’ye davet edilip Soğuk Savaş dönemi boyunca CIA’de çalışmış ve oradan emekli olmuş.

Türk Gladiosu‘nu soruştururken 24 Mart 1978’de “Ülkücü” İbrahim Çiftçi tarafından katledilen Ankara Cumhuriyet Savcı Vekili Doğan Öz’ün hazırladığı raporun ortaya çıkmasıyla, MHP-CIA ilişkisine de vakıf olunacaktı.! Bu iddiaya göre dönemin MHP Lideri Alparslan Türkeş’in kontrolünde olan Gladio Eğitim Kamplarının (Komando Kampları) asıl sahibi Murat Bayrak isimli bir Yugoslav göçmeniydi. Bu Murat Bayraktar,MHP Genel Yönetim Kurulu Üyesi olmasına karşın, 12 Eylül darbesi sırasında tutuklanmayan tek isimdi.!  Bayrak aynı zamanda CIA ajanları ve Gladio yapılanmasında kilit rol oynayan Poul Henze ile Frank Terpil’le de bağlantılı idi. Naziler’in Yugoslavya’yı işgali sırasında Nazilerle işbirliği yaptığı öne sürülen Murat Bayrak, MHP’den önce Adalet Partisi’nde de milletvekilliği de yapıyor.! “Ülkücü Mafya” tiplerinden Oral Çelik’in, “Ülkücü gençleri Nazi subayları eğitmiştir” ifadesinde adı geçen subay da, ne tesadüf yine Murat Bayrak çıkıyor! Gladio’nun eğitim kampları ve organizasyonunda etkin rol oynayan, Nazi Generali Reinhard Gehlen ile de bağlantılı olan Murat Bayraktar, Türkeş ve CIA ilişkilerini de başlatmış oluyor! CIA kontrolüne giren ve GLADIO’yu organize eden Gehlen’in, MHP ve Türkeş ilişkisinin bir başka “kahramanı da bizim Ruzi Nazar işte.

2. Dünya savaşından sonra; Gehlen ile, sonradan Başbuğ’umuzun yakın dostu olacak olan Ruzi Nazar ABD’ye götürülür. İkili CIA içerisinde görevlendirilir. Ruzi Nazar bu görevde CIA Türkiye İstasyon Şefliğine kadar yükselir.

Türkiye’de görevdeyken de, Başbuğ’umuz ve Ülkü Ocaklarıyla kurduğu “derin muhabbet” ve birlikte belirlenen “stratejiler”..!

Bugün gündemde olan “Kürt Mes’elesi”yle ilgili, daha o günlerde konuşulanlar ve konulan teşhis ne kadar can alıcı değil mi?!

Buyurun:  “Ruzi Nazar; Kürt meselesini başbakanlık müsteşarı olduğu dönemde ve Hindistan sürgününden döndükten sonra Başbuğ’umuzla konuşurlar. Her ikisi de, var olan bir şeyin inkar edilerek yok edilemeyeceği konusunda mutabıktır; Kürt meselesi çözülmediği takdirde, Türkiye üzerinde hesabı olan ülkelerin bu konuyu Türkiye’ye karşı kullanacaklarından emindirler. Baskı ve inkarın çözüm olmayacağını biliyorlardı çünkü. Ruzi sadece arkadaşı Türkeş’le değil, görüştüğü Türk istihbaratçılara da bu konuda dikkatli bir şekilde uyarılarda bulunuyordu. Ancak aldığı cevap umut verici değildi. Ruzi’ye ‘Türkiye’de Kürt yok ki problem olsun. Onlar dağ Türkleridir’ diyorlardı. Ruzi, Sovyet realitesini, Sovyetler Birliği’ndeki milliyetler meselesini iyi bilen biriydi. Milliyetler meselesi nasıl ki Sovyetler Birliği’nin en önemli meselelerinden biriyse Kürt meselesi de Türkiye Cumhuriyeti devletinin en önemli meselelerinden biriydi.”

Bugün Başbuğ’un mirası (bir anlamda da eseri)  MHP’nin, çözüm karşısında aldığı olumsuz tavrı görünce, Başbuğ’un da katıldığı yukarıdaki tespit aklıma geldi ve mevcut yönetimin nerelere savrulduğunu ibretle gözden geçirdim.

Özetle; tıkıldığımız o Cehennemde fark ettiğiklerimiz; iğfaller, ihanetler, canların yok oluşları, kararan hayatlar ve kaybolan bir neslin dayanılmaz dram ve kahrıydı. Bir defa ve bir defa daha anladık ki, ABD-CIA bağlantılı “Özel Harp Dairesi”nin “Özel Projesine” kurban edilmiştik. Bu karanlık odağın içimizde fink atan kara ruhlu provokatörleri sayesinde birbirimizi vurmuş ve vurulmuştuk.!

İnandığı dava uğruna en kıymetli hazinesi canlarını feda edecek kadar riyadan uzak, ilkeli, samimi, kararlı, iyi niyetli ve çalışkan 5360 üniversiteli yiğidi toprağa gömdük. Kalanlara da, işkence haneler ve hapishanelerde zulmederek, onları işe yaramaz hale getirdiler. Devrimcisi, Ülkücüsü, Nurcusu, İslamcısıyla heba edilen bir “İrfan Ordusuydu”! Öyle ki, bugün eksikliğini çok daha fazla hissettiğimiz donanıma daha o günden sahiptiler. Böylece de, bir ülkenin gelecek 30-40 yılına damgasını vuracak “İrfan Nesli” idiler.  İyiler gidince, kalan “sünepelerle” 30 yıldır devam ediyoruz. Tabi 40 yıl önceki problemlerle halen boğuşarak.

Bir fark var ki; bilgi ve iletişim çağındayız, farkındayız ve farkına varmayanlara haykırıyoruz! Aynı bayat oyunu tekrar oynayıp, çocuklarımızı sokağa çekmek isteyenlerin de en büyük korkusuyuz.! Sokağın ne olduğunu ve ucunun hangi Cehenneme açıldığını yaşayarak tecrübe etmiş, yaşayan örnekleriz.

Gelecek adına ümitvarız çünkü. Devran dönmüş, talih gülmüştür. Bu necip millet, ayağındaki prangadan ve sırtındaki kamburdan kurtulup-doğrulacak, 2 asır önce duran tarihi yürüyüşüne, kaldığı yerden devam edecektir.

Allah mahcup etmesin ve korktuklarımızdan emin kılsın…

Selamla….

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder